Bugun kahvalti sonrasinda, Izmir'in gunesli havasinda annemle sahil boyu guzel bir yuruyus yaptik. Temiz hava ve huzurlu ortamla dusunme ve cikarim yapma firsati buldum bir cumartesi gecesi sonrasinda.
Bu canta meselesi cok yuzeysel gozuken ama aslinda toplumsal cikarimlari olabilecek bir gozlem, populer kulturun koyun zihniyetinde kullaniminin bir ornegi.. Ilk okulda kol hizasina girmek diye bir tabir vardi, siraya girerken. Ayni o hesap, sorgulamayan, daha fazlasini da talep etmeyen, kolay, duyarsiz, zevksiz, onundekini (dolayisiyla EN ONDEKINI ve sadece SUNULANI buyuk bir zevkle kabul eden ) takip eden milyonlarca beden.. sonuc olarak tek duze, yaraticiligin cesitliliginden yoksun ve ruhsuz bir goruntu cikiyor ortaya.. benim kaygim derdim yaraticilik, gorsellik onun bir yansimasi olarak cikiyor zaten karsimiza, otomatik olarak.
Herseyden once sunu belirtmeliyim ki, bu yazidaki ozelestri, Izmirli olarak Izmir'den (ve kendimizden) daha fazla beklenti icerisinde olmamdan kaynaklanan daha acik, hosgorulu ve oncu bir Izmir beklentimdendir.
Izmir'e geldigim 3 haftadan beridir, portfoy canta ariyorum kendime..tarzi tarz, insani cezbedecek, gecen 5 kisiden birinin elinde olmayan cinsden.. Madrid'de genc ve amator tasarim sergilerini gezdigimde cok guzel (ve oldukca fiyatli) portfoy cantalar gormustum. Aslinda cok kolay yapilabilir fikrine varip ( zaman olsa, hala ayni fikirdeyim) almamistim ama aklima kazindi o degisik sevimli kumaslar, danteller, bros ve rozetlerle tasarlanmis cantalar.. hepsi birbirinden farkli ve ne akillica dusunulmus dedirttiren, sasirttiran, hayran birakan, gulduren, ozlestirilen hatta el yapimi tasarimlar.. (hand-made'e neden hala hakettigi degeri veremedik hala anlamis degilim zaten)
Izmir'de bu degisik ve ozgur tasarim cantalardan neredeyse hic goremiyoruz (Inditex ve birkac aksesuar markasi haric), sokaklarda insanlarin elinde genelde gercek ya da cakma Louis Vuitton, Beymen, Gucci ya da Vakko'nun sevimsiz tipitip cantalarindan var. kizilay dagitmis gbi, berbat bir goruntu kirliligi.. Farkli giyim/tasarim tipine ne talep var ne arz ne de oyle bir alternatif..
Gucci'den.. 12 modelin tarzi, rengi, kumasi, deseni birbirine bu kadar mi benzer?
Beymen.. adi var, ruhu yok..
Louis Vuitton unlu canta modelleri, fix ve cok taklit edilen desenleri..
Vakko..Onlarca canta. Sapi bile ayni..
Usteki 4 markanin cantalari bile birbirine o kadar benziyor ki (kumasi, deseni, modeli, kesimi, yuzeyi, rengi, sapi..), hepsi birbirinin kopyasi gibi, hangisi hangisinin taklidi bilemedim.. Ve yuzlerce insanin ayni cantalari ates pahasi enayi parasi odenmis gercekleri ve isporta kopyalariyla gezinmesi sinirimi ve goz zevkimi bozuyor.
Biraz orijinal olun ya! Farkli olmaya kasmak degil de..Biraz ozgun oluverin..
Bu bir "oteki" olma korkusu mu, elitistlikten uzaklasmayi gerek gormeme mi? (cunku Izmir'de idol elit olandir..Izmir'in sol gorus ve ilerici zihniyetinin altinda modernizmle simgelenen elististlik yatar, "Izmirli milliyetciligi" >, buna sonra deginecegim.)
Izmir'den tasarima ve moda sanatina (moda markalarina degil sanatina) daha acik olmasini beklerdik ama degil iste. Sokaklarin %80 inini olusturan bu koyun piyasasinin 3 tip alici ve bununla uyusan 3 tip alternatifi var..
Bu sadece giyim kusam, tasarim, sanat alanlarinda degil; genel olarak mucadele gereken tum alanlarda (is/turizm/ticaret/egitim/sehir planlama/ulasim/ozgur siyaset...) Izmir(li) cok daha iyisini yapabilecekken bence hakkini veremiyor, birbirini kolonluyor, tembelliginin keyfine siginarak ruzgarin akintisina kapiliyor. O yuzden dikkat ederseniz 19-50 yas arasi mucadeleci ( asil en iyisini isteyen ve bunun icin emek sarfeden, ve URETMEYI deneyen ve bedelini odeyen ) gencligin buyuk kismi, sehir ya da yurt disinda yasiyor!!!!!!! (Izmir'in onca guzelligine ragmen). Bu goc lise sonrasinda universite egitimiyle beraber baslayip, master ve Istanbul is hayatinin cazip, dinamik ve daha yaratici teklifleriyle devam ediyor. Burda bu gencligin talebini ve uretim kapasitesini karsilayabilecek bir potansiyel henuz maalesef yok. Uzaklarda, ideallerimiz icin savasirken, Izmir aklimizda sayfiye yeri, donup dolasilacak, yazlari ugranacak dinlence sehri olarak yasiyor. 50/6'0indan sonra yeniden sadece TUKETmeye karar verdigimizde, Izmir'e donup yerlesebiliriz sanirim..
- Dunya modasina yon veren, amator tasarimcilara gore daha sinirli kaliplar icinde yasayan, kurumsallasmis markalarin cantalarin orjinallerini satin alanlar. Bu urunleri almak butcelerinden cok birsey eksiltmez ama goz zevki ve dunya insani esitsizligi yonunden bakarsak kayip oldukca fazla.. Ac gozlu, duyarsiz tuketici, GERCEK tuketici.. Kisisel olarak degerlendirmiyorum ama bu alici kitlesinin hayvan derisi kullanimina karsi bile oyle cok duyarliligi yoktur. (Sekil A 1. Bu kismi temsilen, Yalan dunya dizisinden Nurhayat karakteri :)
- Yine orjinal urun alicisi.. ama bu sefer, bu luksu sergilemek uzere alinan bu cantalar, bu tip alicinin yasam standartini sarsar ama bu ozenti, sacma gosteris icin bu bedeli odemeye razi gelip, paralariyla rezil olan enayilerdir.
- Parasi olsun ya da olmasin, herhangibir sebeple fazla para odemeyi reddederek ama inatla yine ayni cantalarin isportadan taklidini alan goz zevki katilleridir.
Peki Ilerigoruslu modern Izmir'li bile bunu yapiyorsa..?!¿!
Izmir'imi ve Izmirlileri severim o baska ama bu konuda elestirmeden edemeyecegim. : Elitist'iz! Mesela Ankara ve Istanbul'da bu kaliplarin disina cikmis semtler var. Alternatifi ve cesitliligi daha cabuk kabul edebilen.. Izmir bu yapiya tepeden bakar, buyuk burunluluguyla..
Cesitliligi rededis yasamin obur alanlarina da yansir. Sehir disinda "Izmirli" olduguyla "oteki"ni kucumseyen bir tavir esliginde ovunen izmir milliyetcileri, Izmir icinde kendi aralarinda sub-milliyetci bolumlere ayrilirlar :) 35.5-KSK ve 35 tam-GOZGOZ gibi.. Ayni sehir icerisinde birbirlerine bile tahamulleri yoktur. O semt sinirlari icerisinde herkes saf kan ve fikir birligi icerisinde olmak zorunlulugundadir. Bu konu, sadece futbol icerikli olmayi coktaaan asti ve ister istemez bundan hepimiz etkilendik. Mesela bu konuyu cok sacma bulmama ragmen, ben bile ( asil sebebi, hic isim dusmedigi icin ) "Karsi" tarafi hic bilmem, sanki farkli bir sehirmis gibi.. Buna hic anlam veremiyorum.. Niye boyleyiz ki? Hic farkinda olmadan aslinda Izmir ve Izmirli kendi capinda milliyetci, elitist ve kibirli.. Bu da Izmir insanini Dunya'nin en gozdesi kabul edeni talep eden (/kabul eden) , gerekirse taklit eden ve otekine tahammul edemeyen bir yapiya donusturmus de haberimiz yok..
Bu sadece giyim kusam, tasarim, sanat alanlarinda degil; genel olarak mucadele gereken tum alanlarda (is/turizm/ticaret/egitim/sehir planlama/ulasim/ozgur siyaset...) Izmir(li) cok daha iyisini yapabilecekken bence hakkini veremiyor, birbirini kolonluyor, tembelliginin keyfine siginarak ruzgarin akintisina kapiliyor. O yuzden dikkat ederseniz 19-50 yas arasi mucadeleci ( asil en iyisini isteyen ve bunun icin emek sarfeden, ve URETMEYI deneyen ve bedelini odeyen ) gencligin buyuk kismi, sehir ya da yurt disinda yasiyor!!!!!!! (Izmir'in onca guzelligine ragmen). Bu goc lise sonrasinda universite egitimiyle beraber baslayip, master ve Istanbul is hayatinin cazip, dinamik ve daha yaratici teklifleriyle devam ediyor. Burda bu gencligin talebini ve uretim kapasitesini karsilayabilecek bir potansiyel henuz maalesef yok. Uzaklarda, ideallerimiz icin savasirken, Izmir aklimizda sayfiye yeri, donup dolasilacak, yazlari ugranacak dinlence sehri olarak yasiyor. 50/6'0indan sonra yeniden sadece TUKETmeye karar verdigimizde, Izmir'e donup yerlesebiliriz sanirim..
Bu sehre biraz challenge (Kurtulus Savasindan bu yana bir daha yapilmayan bir ic mucadele ve sorgulama) gerekli.. Daha fazlasini talep etmek (hatta belki tuketicilikten ureticilige gecebilmek, -azcik da olsa- ), oz nitelikleri daha iyi degerlendirebilmek icin.. Ovunduklerimizin ise yarayabilmesi icin.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder